KAPAĞI AÇILAN KİTAP | 31.10.2026 | Sayı: XXXXII | BİR ŞAİR, İKİ KİTAP: Nafiz Nayır Şiirinde "Hüzün" Ve "Türkçe" Bilinci. Tanıtım: Hilmi Dulkadir
Türk edebiyatının coğrafyasında bazı kalemler vardır ki, gürültü patırtıdan, pazarlıkçı edebî modalardan ve sanal parıltılardan uzak; kendi inatçı, sapasağlam dağ yolunda yürür gibi ağır ama vakur adımlarla yürürler.
Şair Nafiz Nayır, 2016 yılında edebiyatımıza kazandırdığı iki eşsiz şiir kitabı olan “Hüzün Hüzün” (Nayır, 2016a) ve “Ey Sevgili Hüzün” ile işte bu sedalı, köklü ve sarsılmaz duruşun en nadide örneklerinden birini vermiştir. Aradan geçen on yıllık zaman dilimine rağmen, benim bu iki kıymetli eseri tek bir makalede, iki ayrı soluk ve iki özel bölüm halinde ele almam; şairin şiir anlayışına, Türkçeye olan o mendil titizliğindeki sadakatine ve insan sevgisine yakından bakmak hem bir vefa borcu hem de tanıtım dünyamız için yeni bir ufuktur.
I. KİTAP:
"HÜZÜN HÜZÜN" Çaykent’ten Mersin’e Uzanan O Gizli Halk Edebiyatı Ocağı:
Nafiz Nayır’ın şiir evrenini ve o kederle yoğrulmuş coğrafyasını anlamak için öncelikle köklerine, rüzgârın ve toprağın kadim geçmişine uzanmak gerekir.
Erzincan’ın Çayırlı ilçesine bağlı Çaykent köyünde başlayan hayat yürüyüşü, Gümüşhane Öğretmen Okulu ve Erzurum Eğitim Enstitüsü’nün rafine koridorlarında resmî bir sisteme oturmuş olsa da şairin asıl büyük, diplomasız ve imtihansız dershanesi tandırlıklarda, kış gecelerinin sükûnetinde kurulmuştur. Şairin kendi dervişane kalemiyle ifade ettiği gibi; Peri Hala’nın günlerce, haftalarca süren Köroğlu anlatıları, yengenin Kerem ile Aslı’yı nakış gibi işleyişi ve annenin anlattığı masallar onun şiirinin ilk harcını, ilk ses tuğlasını örmüştür.
Kastamonu Göl Öğretmen Okulu’ndan Kahramanmaraş’a, Rize’den Erdemli ve Mersin’e uzanan çileli ama onurlu öğretmenlik hayatı, hatta Fransa’daki Türk işçi çocuklarının gurbet kokan eğitimi, onun insanla, coğrafyayla ve hüzünle kurduğu bağı demlemiştir. Türk şiirinin ulu çınarı Bahaettin Karakoç’un kendisine söylediği "Nafiz, bir mısra için bir şiir yazılır, bir şiir için bir kitap yazılır" düsturunu ruhuna nakşeden şair, şiiri hiçbir zaman ucuz bir heves olarak görmemiş; onu alın terinin, gayretin ve Türkçenin sırtındaki en şerefli kıyafet bilmiştir.
Hüzün Hüzün Kitabında Hâkim Temalar:
2016 Şubat’ında Mersin’in o Akdenizli ve içli rüzgârıyla okuruna ulaşan “Hüzün Hüzün”, şairin ömür boyu süzgecinden geçirdiği birikimin coşkuyla döküldüğü ulu bir nehir gibidir.
Kitabın giriş müjdesi olan "Şiir Sanatı" şiirinde şair, şiirin tarifini âdeta bir estetik manifestosu gibi mısralara döker:
Aklını duyguna katıver gitsin
Çirkini, kabayı atıver gitsin
Gereksiz olanı satıver gitsin
Ayrıntı otları yutar şiiri
Mehmet Demirci’nin "Nafiz Nayır’ın şiiri hüzünlü ama karamsar değil" tespiti, bu kitabın ruhunu özetler. Şair, hüznü bir çöküntü değil; insanın içini yıkayan, berraklaştıran, dünyaya ve insana daha şefkatli bakmasını sağlayan bir merhamet pınarı seçmiştir. Kitapta yer alan "O Pınar" şiirinde Türkçenin tarihsel köklerine, Altaylardan gelen o bengi sesine ve milletin hafızasına öyle bir vurgu yapar ki, okur adeta kelimelerin atasıyla yüzleşir:
Bu bengi suyu tanırım
Gece gündüz durmaz akar
Pek kutsaldır, inanırım
Suyunda sesim, sözüm var
Kaynağı ta Altaylardır
Dinlediğin o pınardır
Aynı damardan beslenen "Karacaoğlan'la Sohbet" ve Kırım’dan yükselen o yürek yakan "Yaslı Ağaç" şiirleri, şairin tarih bilincini, yandığı coğrafyaları ve Türk halk edebiyatının o kadim damarını bugüne nasıl taşıdığının en somut nişanesidir.
II. KİTAP: “EY SEVGİLİ HÜZÜN”
Kelimelerin Damıtıldığı Zirve “Ey Sevgili Hüzün” Kitabı: Dokuz Mısralık Sınır, Cep Boyutu ve Yoğun Anlatımın Mucizesi:
Yine 2016 Şubatı’nda edebiyatımıza sunulan ve 14x10 gibi cepte taşınabilecek zarif ebatıyla dikkat çeken ikinci kitap Ey Sevgili Hüzün (Nayır, 2016b), birinci kitaptan bambaşka bir biçimsel arayışın, minimalist ama bir o kadar derin bir estetiğin ürünüdür.
Şair, bu küçük boyutlu eserin her an cepte veya çantada taşınarak istenilen her yerde okunabilmesini amaçlamış ve bu kitap için çok keskin bir sınır koymuştur: Kitaba giren hiçbir şiir dokuz mısrayı geçmeyecek; hece ve aruz ölçülerinin o geleneksel kalıpları dışarıda bırakılarak serbest söyleyişin en yoğun hâli yakalanacaktır. Tanpınar "Her şiir başlı başına eser sayılmalıdır" diyor. Bu düşünceden ilham alan şair, kitapta sözü uzatmanın kibrinden kaçınmış, kelimeleri âdeta bir kuyumcu terazisinde tartarak okura sunmuştur.
Kitabın açılışını yapan "Mukaddime" şiiri, bu yoğun, sarsıcı ve içli atmosferin ilk ve en keskin uyarısıdır:
Biz o kişileriz ki
Günahlarımız affedilse bile
Hem dünyada,
Hem ahrette yanacağız.
Dilistan, Mutfak Hüzünleri ve "Nöbetçi Şair"in Tezgâhı:
Ey Sevgili Hüzün evreninde şairin Türkçeye olan ilahi aşkı "Dilistan" şiirinde zirveye tırmanıyor:
Evimde huzurun adı
Dilim, sesidir gönlümün
Yaz günü söğüt gölgesi
Kış günü bir sıcak çaydır
Dilim, dost rüzgâr dağlarda
…
Dilistanım, Türkçem benim.
Şair, hayatın en sıradan, en yavan görünen detaylarını bile büyük bir şair gözüyle estetik süzgecinden geçirir. "Mutfak Hüzünleri" şiirinde evin, mutfağın, geçim derdinin ve ömrü tüketen telaşın o yorgun ama asil tablosunu şu mısralarla resmeder:
Babasın,
Getirdiklerini bir günde yuttu tencere
Belini büken getiremediklerin
Üzülmezsin de n'eylersin?
Şikâyet
Sevmedim bu ilkbaharı
Hüznüme saygı duymuyor kuşlar.
Ve kitabın, şairin Mersin’deki ruhunu, dervişliğini ve halkla kurduğu o samimi bağı en güzel özetleyen şaheseri, şüphesiz "Nöbetçi Şair" mısralarıdır:
Bugün nöbetçi şair benim
Açığım sabaha kadar
Dükkânımda bir demet ayrılık,
Bir demet acı, iki üç tane hüzün,
Birkaç hevenk sevda,
Salkım saçak sevgi var.
Pahalı diğerleri,
Sevgi bedava, Sevgi sebil...
Son Söz Yerine: Aradan Geçen On Yılın ve Vefanın Tahlili
Nafiz Nayır’ın 2016’da ard arda yayımladığı bu ikiz eserler, Türk şiirinde hüznün, memleket sevgisinin, Türkçeye sadakatin ve bir öğretmen duruşunun en muteber abideleridir. Bir tarafta geniş soluklu, halk şiiri damarını, destanları ve coğrafi coşkuyu kucaklayan Hüzün Hüzün; diğer tarafta kelimeleri birer inci tanesi gibi yontarak dokuz mısraya sığdıran Ey Sevgili Hüzün...
Bugün, aradan geçen on yılın ardından bu iki kitabı aynı masada, aynı ahde vefa duygusuyla tahlil etmek bize göstermektedir ki; Nafiz Nayır’ın şairliği geçici bir hevesin ürünü değil, ömür boyu taşınan kutsal bir yük, dürüst bir hayat felsefesi ve Türkçeye adanmış muazzam bir ömrün tescilidir.
İyi ki varsın nöbetçi şair; kalemin daima bu kutlu dilde, bu güzel dağ rüzgârlarında bilenmeye devam etsin!..
Kaynakça
Nayır, N. (2016a). Hüzün Hüzün. Mersin: Can Matbaacılık ve Yayıncılık LTD. ŞTİ.
Nayır, N. (2016b). Ey Sevgili Hüzün. Can Matbaacılık Yayıncılık LTD.ŞTİ.