Araştırmacılar, Binbir Kilise bölgesini, erken dönem hac yolları üzerinde önemli bir durak olduğunu ve bir piskoposluk merkezi olarak işlev gördüğünü belirtmektedir. Karadağ ve çevresine bakıldığında aslında bölgenin yalnızca Bizans dönemine değil, Hititlerden Roma ve Osmanlı dönemlerine kadar uzanan çok katmanlı bir tarihe sahip olduğunu rahatlıkla söylememiz mümkündür. Roma dönemine ait lahitler, Geç Antik Çağ’da Hristiyanlıkla birlikte gelişen bazilikal yapılar ve Bizans döneminde yoğunlaşan dini kompleksler, bu alanın tarihsel sürekliliğini ortaya koyar.

Binbir Kilise’nin şöhreti sadece Anadolu’yla sınırlı değildir. Bölgenin dünya çapında tanınmasında en büyük pay, İngiliz gezgin ve arkeolog Gertrude Bell’e aittir. Bell, 1905 ve 1907 yıllarında bölgeyi oldukça detaylı inceleyerek yüzlerce fotoğraf çekmiş, ardından arkeolog William Mitchell Ramsay ile birlikte “The Thousand and One Churches” adlı önemli eseri yayımlamıştır. Günümüzde yok olmuş birçok yapı, Bell’in fotoğrafları sayesinde bilinmektedir. Bell, bölgeyi çok iyi tanıtmıştır tanıtmasına ama bölgeden çok sayıda önemli buluntuyu da ülkesi İngiltere’ye götürmüştür.

Yukarıda Binbir Kilise’nin aslında üç ayrı yerin birleşiminden doğan bir bölge olduğundan söz etmiştim. Bu lokasyonları tek tek incelersek. Binbir Kilise’yi tam olarak tanımış oluruz. Karaman’ın Karadağ eteklerinde, zaman sanki kat kat üst üste yığılmış gibidir. Madenşehir, bu katmanların en görünür olduğu yerlerden biridir. Madenşehir, bölgenin merkezi ve en anıtsal kiliselerinin bulunduğu alandır. Bölgedeki mimari dokunun neredeyse tamamı, Karadağ’ın volkanik bazalt taşlarından yapıldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Taşın bu kadar yaygın kullanımı, bölgede ahşabın az bulunmasıdır. Dolayısıyla yapıların çatıları genellikle taşla örtülmüştür.

Madenşehir Köyü’nde adeta aynı alanda üç farklı zaman üst üste binmiş gibidir. Buradaki en eski katman, Geç Roma (M.S. 2–4. yy) Dönemi’ne tarihlenebilir. Bu katman kiliselerden önceki yerleşimin altyapısını oluşturur. Köy, Erken Bizans (M.S. 4–6. yy) Dönemi’nde “patlama dönemi”ni yaşamıştır. Büyük bazilikalar bu dönemde yapılmış ve bölge artık bir piskoposluk ve dini merkez haline gelmiştir. Bu dönemde köy, sadece bir yerleşim yeriyken dini merkeze evrildi. M.S. 5–7. yüzyıllarda Madenşehir Köyü, en görünür ve “anıtsal” yüzünün en zirve olduğu zamanlarını yaşamıştır.

Madenşehir Köyü’nün anıtsal bir görünüm kazanmasının sağlayan en dikkat çekici yapılar 1 Nolu Bazilika, Exedra (Ağzı Açık), Galerili Bazilika, Nekropol, Büyük Sarnıç, 13 Nolu Kilise ve Piramit Çatılı Anıt Mezarlar’dır. Bu yapıların dışında Binbir Kilise’de Taş evler, depolar, ahırlar, avlulu konutlar ve günlük yaşam yapıları da bulunur. Bu da bölgenin bize, sadece bir hac merkezi ve dini nitelikli bir şehir değil, aynı zamanda nüfusu yoğun, yaşayan bir şehir olduğunu gösterir. Madenşehir’deki numaralandırılmış kiliselerin (1, 4, 5, 6, 10, 12, 13, 16, 17, 21, 22) plan tiplerini, Gertrude Bell, çizimleriyle birlikte daha 20. Yüzyılın başında anlatmıştır.
Madenşehir Köyü’nün girişindeki en büyük yapılardan biri 1 Nolu Bazilika’dır. Binbir Kilise’nin en büyük ve en etkileyici kiliselerinden biridir. Büyük ihtimalle bölgenin baş kilisesi veya piskoposluk kilisesi olarak kullanılmıştır. M.S. 5. yüzyılda yapılan yapının, 9.-10. yüzyıllarda Arap akınları sırasında zarar görmüş ve sonrasında onarıldığı düşünülmektedir. Bazilikada yer yer fresk izleri günümüze kadar ulaşmıştır. Üç nefli büyük bir bazilika olan kilise, Binbir Kilise bölgesindeki en büyük kilisesi olarak kabul edilir. Büyük olasılıkla da piskoposluk merkezi veya ana katedral görevindeydi.

1 Nolu Bazilika’nın kuzeyinde, geniş bir nekropol alanı yer alır. Yüzlerce mezarın bulunduğu nekropolde, lahitler ve lahit kapakları hâlâ görülebilir. Bu lahitlerin bazılarında haç kabartmaları vardır, bazılarındaysa insan ve bitkisel bezemeleri yer alır. Lahitler, bölgenin erken yerleşim karakterini ve ölümden çok yaşamı anlatan sembolik dili gösterir.
Bazilikanın yakınlarında yer alan sarnıçlar, bize Karadağ’ın kurak coğrafyasında yaşamın ne kadar güç olduğunu da gösterir. Büyük Sarnıç, Galerili bazilikanın yakınındadır. Yağmur sularını toplayan bu sarnıç, yaşamsal bir öneme sahipti. Yerleşimin uzun süreli kullanımını mümkün kılmıştır.
Toplantı alanı ve dini tören yapısı olduğu düşünülen Exedra (Ağzı Açık Yapı), Madenşehir’in ritüel hayatına dair güçlü ipuçları verir. Madenşehir’in en gizemli yapılarından biridir.
Rotanın en sembolik noktalarından biri olan İki Azizenin Piramit Mezarları, piramit çatılıyken, günümüze piramidal çatılardan bir doku ulaşmamıştır. Bu anıt mezarlar Geç Roma geleneğini ve anıtsal mezar kültürünü bir araya getirir. Anıt Mezarlar, Madenşehir’in en dikkat çekici yapıları arasında gösterilir. Yan yana duran kare planlı anıt mezarlardan birisi, günümüze sadece temel seviyesinde ulaşmıştır. Sağlam olan mezarın piramit biçimli üst örtüsü bile günümüze kadar ulaşmıştır. Geç Roma - Erken Bizans dönemine tarihlenen bu mezarlar, Anadolu’da nadir görülen anıt mezar tiplerindendir…