Apple TV + yakın zamanda Türkiye’de de yayına başladı. Ne zamandır ek iCloude alanına ihtiyacım vardı. Apple TV + izlemek ve 50 gb bulut alanı için ayda 50 TL bana makul geldi. Film listesini izlerken gözüme siyah bir kedi afişi takıldı. Bu animasyon filmi izlemiş ve çok beğenmiştim. Benim güzelim rahmetli kedim Marsık da siyah bir kedi idi. Bu yüzden siyah kedilere karşı daha fazla ilgim vardır. Daha önceden izlediğim bu film Zaytung yazarlarından birinin de ilgisini çekmiş olacak ki çok güzel bir yorum yazmış. Filmin yorumunu okudum ve tam da filmin bana hissettirdiği şeyleri yazmış. Okumak isterseniz linkini buraya yazıyorum.

Flow Zaytung Yorum https://zaytung.com/blgdetay.asp?newsid=440952

I M G 8983

Ben iki açıdan sevmiştim. Hem hayvanların tepkilerini çok iyi anime etmişler. Hem de her bir hayvanın kendi doğal karakterini işlemişler. Ayrıca insanın olmadığı bir dünya nasıl ilerliyor? Hani diyorlar ya! Dünyanın sonu geliyor diye. Hayır, insanlığın sonu geliyor diye düşünüyorum. Dünya milyonlarca yıldır vardı. Buzul çağları olmuş, meteor çarpmaları olmuş. Dünya var olmaya ve yeni canlı türleri geliştirmeye devam etmiş. İnsan dediğin yaratık dünyada ne zamandır var ki?

Bir çevre bilimci diyor ki; eğer dünyayı kurtarmak istiyorsanız önce dünyayı insanlardan kurtarın.

Ben insanların doğanın virüsü olduğunu düşünüyorum. Virüs bulunduğu bir dokuyu yok edip komşu dokuya geçer. Sonra onu da öldürüp diğer komşu dokuya geçer. Taa ki geçeceği bir doku kalmayana kadar. Çünkü yaşamak için bir dokuya, yaşayan bir organizmaya ihtiyacı vardır. Tıpkı insan-doğa ilişkisi gibi.

Bir arkadaşım da insanlığı kontrolsüz çoğalan kanser hücresine benzetiyor. Biz insanların kötülük yaymasına atıfta bulunarak kanser hücresinin istilacı çoğalmasını metafor olarak kullanıyor.

Bu benzetmenin yanı sıra bir başka arkadaşımın yorumu da çok hoşuma gitti. Diyor ki : “Antroposen çağının trajikomik özeti tam da bu. ‘Dünyayı kurtarmak’ dediğimiz şey bile derin bir insanmerkezci yanılsama içeriyor; niyet gezegeni değil, kendi türümüzün konforunu ve devamlılığını kurtarmak. Dünya Permiyen’den bu yana nice kitlesel yok oluşu atlattı, bizi de yalnızca ince bir tortu tabakası olarak geride bırakabilir. Hayvanların doğal güdüleriyle karikatürize edilmeden, kendi saf varoluşlarıyla temsili de bu yüzden çok çarpıcı; insanın trajedisi hırsında, doğanın gücü ise sadeliğinde gizli.”

Katılmamak elde değil. Kendine aşık bir türüz. İnsan yok oluşunu evrensel bir kıyamet zannedecek kadar benmerkezci bir tür. Oysa Dünya bir sahne, türler gelir geçer; perde hiçbir zaman yerküre için kapanmaz, sadece oyuncular değişir.

Virüs metaforu bazı film senaryolarında da kullanılıyor. Hatta The Matrix’te Ajan Smith’in tam da bunu söylediği ünlü bir monoloğu vardır: ‘Memeliler çevreleriyle doğal bir denge kurar ama siz insanlar bir bölgeye yerleşir, tüm kaynakları tüketene kadar çoğalır ve hayatta kalmanın tek yolu olarak başka bir bölgeye yayılırsınız. Yeryüzünde bu davranışı sergileyen tek bir organizma daha var; o da virüsler.’ Kendi bindiği dalı kesen, üzerinde yaşadığı konağı öldürerek kendi sonunu da hazırlayan tek biyolojik anomali gerçekten de biziz.

Fakat virüslerin unuttuğu temel bir kural vardır: Konağı öldüren patojen, nihayetinde kendisini de yok eder.

Doğa nihayetinde antikorlarını devreye sokar; insanlık silinir, yara dokusu iyileşir ve hayat kendi dengesinde yeniden filizlenir.

Rush’ın Limelight şarkısındaki gibi:

Living on a lighted stage approaches the unreal

For those who think and feel

In touch with some reality

Beyond the gilded cage

Aydınlatılmış bir sahnede yaşamak, gerçek dışı bir hâle yaklaşır;

Düşünen ve hissedenler için,

Altın kafesin ötesindeki

Bir gerçeklikle temas hâlinde olanlar için.

Neil Peart, Rush’ın söz yazarı tam bir felsefeci. ‘Gilded cage’ (yaldızlı kafes) metaforu doğrudan modern insanın trajedisi: Kendi yarattığımız konfor alanına hapsolup doğanın gerçekliğine yabancılaştık. Sahne ışıkları gözümüzü kör ettiği için dışarıdaki hakiki evreni unuttuk. Sözlerin bu kadar vurucu olmasının sebebi, insanın yapay kibrini tek hamlede yerle bir etmesi.

Yine bir arkadaşımdan alıntı yaparak yazıyı tamamlamak istiyorum : İnsan sadece gürültüden ibaret. İnsanın sustuğu yerde hayat bitmiyor, aksine asıl dinginliğine ve kendi ritmine kavuşuyor.