| KAPAĞI AÇILAN KİTAP| 25 Temmuz 2026 | Sayı: XXXIV-11 | Adı: İstiklâlimize Kan Veren Malatyalılar| GAZİLER GÖÇERKEN | Yazar: Mehmet Ali Cengiz | Tür: Kültürel Bellek ve Sözlü Tarih Derlemesi | Sayfa: 7-8 | Yıl: 1989 | Tanıtım: Hilmi Dulkadir |SERİNİN SON YAZISI
•
Ord. Prof. Dr. Sulhi Dönmezer, 7 Haziran 1988’de Tercüman Gazetesi’nde yayımlanan yazısında şöyle der:
“Herkes, doğup, büyüyüp ihtiyarladıktan sonra ölecektir; ölenin yerini doğan bir yenisi alacak, ama İstiklâl Savaşı’nın bu kahramanları öldükçe onların yerini doldurmak mümkün olmayacaktır… Aramızda canlı birer abide gibi dolaşan, içimizdeki ulvi duyguları canlandıran bu sembol kişiler ebediyete intikal ettikçe köylerde ve kentlerde sosyal dayanışmamızın çok önemli bir kısım unsurları yok olmaktadır.”
Aynı yazıda Dönmezer, önemli bir tespitte de bulunur: “Biz savaşın bitiminden bu yana hep komutanlarla meşgul olduk, onları yücelttik. Doğrudur ve yerindedir, ama kahraman sıra neferini ihmal etmekte büyük bir hatadır. Birinci Dünya Savaşı’nın sıra neferini, Mehmet Akif Ersoy’dan başka kim yeterince şiirleştirebilmiştir?”
Türk Askeri
Merhum edebiyatçımız Cenab Şehabeddin, “Türk Askeri” adlı yazısında der ki:
“Bizim askerlerin kahramanlığında onlara has bir güzellik vardır ki, inancıma göre suskun ve alçak gönüllü oluşundan doğar. Bizde hiçbir nefer cesaretini haykırmaz ve hatta söylemez; bir menekşe nasıl güzel koku yayarsa, bizim Koca Ahmet Çavuş veya Ali Onbaşı da öylece mütevazı ve tabii kahramanlık gösterir. Cesaret, onun göğsünde dünyaya beraber gelmiş bir histir.” s. 8)
Şehitler Abidesi İçin
Mehmet Akif Ersoy’un o meşhur dizeleri bu toprakların kutsal emanetini en güzel şekilde özetler:
“Gökkubbenin altında yatar, al kan içinde,
Ey yolcu, bu topraklar için can veren erler.
Hakk’ın bu veli kulları taş türbeye girmez;
Gufrana bürünmüş yalınız Fatiha bekler.”(s. 9)
Gazete Kupürleri
Tercüman Gazetesi, 12 Mayıs 1984: “Sadece Mayıs ayının ilk 5 gününde 5 Millî Mücadele kahramanı aramızdan ayrıldı. Millî Mücadele nesli veda ediyor. İstiklal Savaşı gazilerinin sayısı, her geçen gün azalıyor. Millî Mücadele bittiği zaman, sayıları 150 bin civarında olan gazilerimizin sayısı, 11 bin civarına düştü.”
Milliyet Gazetesi, 28 Ekim 1986: “1968’de sayıları 79 bin olan madalya sahibi İstiklal gazilerinden bugün ancak 7 bin 500’ü yaşıyor.” s. 10)
Yazarın Mirası ve Bir Çağrı
Mehmet Ali Cengiz: Unutulmuş Seslerin Arşivcisi: Bu kitabın yazarı Mehmet Ali Cengiz, bir öğretmen ya da bir araştırmacı olarak değil, O, unutulmaya mahkûm edilmiş bir neslin “son tanıklarına” uzanan el, onların ağzından tarihi kaydeden “bir hafıza bekçisidir. 1928’de Darende’nin Karadiğin Köyü’nde doğmuş, Akçadağ Köy Enstitüsü’nde yetişmiş, Gazi Eğitim Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirmiştir. Ömrünü eğitime adamış, Malatya Şeker Fabrikası Okulu müdürü iken 1977’de emekli olmuştur. Ama emeklilik, onun için bir duruş değil, yeniden başlangıç olmuştur.
Mehmet Ali Cengiz, 1984 yılında Malatya Askerlik Şubesi’ne başvurarak “Vatani Hizmet” tertibinden maaş alan gazilerin isimlerini almış, hayatta kalanları tek tek ziyaret ederek onların sesini kaydetmiştir. Bu kitap, işte o çabanın ürünüdür. Onun “Mustafa Kemal’in Askerleri” adlı eseri dönemin ordusuna tamim edilmiş, bir başka eseri Viyana Üniversitesi Anadolu Uygarlıkları Bölümü tarafından tetkike alınmıştır. 23 eseri yayımlanmış, bunlardan 14’ü Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından satın alınmıştır. Ama o, hak ettiği ilgiyi hiçbir zaman tam olarak görmemiş, kendi deyimiyle “kendi yağı ile kavrulmuş”, sessizce üretmeye devam etmiştir.
Oysa yaptığı iş, bir ömre sığmayacak kadar büyüktür. O, resmî tarihin satır aralarına düşmüş, isimsiz kahramanları gün yüzüne çıkarmıştır. O olmasaydı, Pala Çavuş’un İnönü’nde tek makineliyle tepeyi bırakmayan direnişini, İbrahim Etem’in Mısır rüyasını, Topal Mevlüt’ün dört şehit kardeşini, Ahmet Uğurcan’ın “Devlet bize bir şey vermedi” diyen sitemini, Ömer Erkişi’nin Singapur’da çırılçıplak soyuluşunu bilemeyecektik. O, bu hikâyeleri birer birer derlemiş, tozlu raflarda unutulmaktan kurtarmıştır.
Dünyada Benzer Çabalar: Yalnız Değiliz
Mehmet Ali Cengiz’in yaptığı iş, dünyanın dört bir yanında benzer ruhlara sahip insanlar tarafından da yapılmaktadır.
Studs Terkel, Amerikalı bir yazar ve radyocudur. İkinci Dünya Savaşı’na katılmış sıradan insanların anılarını derlediği “The Good War” (İyi Savaş) adlı eseriyle 1985 yılında Pulitzer Ödülü’nü kazanmıştır. Terkel, teybiyle Amerika’yı dolaşmış, savaşın generallerini değil, cephedeki askerleri, fabrikalarda çalışan kadınları, cephe gerisinde bekleyen aileleri dinlemiştir.
Svetlana Alexievich, Belaruslu bir gazeteci ve yazardır. Çernobil felaketini yaşayanların tanıklıklarını derlediği “Çernobil’den Sesler” adlı eseriyle dünya çapında ün kazanmış, 2015 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüştür. Alexievich, savaşları ve felaketleri, büyük komutanların stratejileriyle değil, sıradan insanların gözyaşlarıyla, korkularıyla, umutlarıyla anlatmıştır.
Amerika Birleşik Devletleri’nde “Kongre Kütüphanesi bünyesindeki Veterans History Project” (Gaziler Tarihi Projesi), 2000 yılında Kongre tarafından kurulmuştur. Bugüne kadar on binlerce gazinin kişisel tanıklığını, mektubunu, fotoğrafını, günlüğünü arşivlemiştir. İngiltere’de, Oxford Üniversitesi öncülüğünde yürütülen “Their Finest Hour” (Onların En Güzel Saati) projesi, İkinci Dünya Savaşı’na tanıklık etmiş kişilerin hikâyelerini ve eşyalarını dijital ortamda toplamış, 25.000’den fazla anı ve nesneyi kalıcı olarak arşivlemiştir. Yeni Zelanda’da, felçli bir sözlü tarihçi olan “Patrick Bronte”, iki savaş gazisinden ilham alarak “Nga Toa Projesi”ni başlatmış, 300’den fazla gazi ile röportaj yaparak bir çevrimiçi arşiv oluşturmuştur. Kenya’da, “Commonwealth Savaş Mezarları Komisyonu”, İkinci Dünya Savaşı’nda görev almış ancak uzun süre görmezden gelinmiş Kenyalı gazilerle sözlü tarih görüşmeleri gerçekleştirmiştir.
Görüldüğü gibi, Mehmet Ali Cengiz’in yaptığı iş, dünyanın dört bir yanında farklı isimlerle, farklı dillerde, ama aynı amaçla yapılmaktadır: “Sıradan insanların olağanüstü hikâyelerini unutulmaktan kurtarmak”. Ne var ki, Türkiye’de bu tür çalışmalar, ne yazık ki, henüz yeterli kurumsal desteği görememiştir.
Proje Önerileri: Vefa Borcumuzu Ödeyelim
Bu kitabı ya da benim bu paylaşımlarımı takip edip okurken, içiniz burkulduysa, gözleriniz dolduysa, “artık harekete geçme zamanıdır.” İşte, Mehmet Ali Cengiz’in açtığı yoldan yürüyerek hayata geçirebileceğimiz bazı projeler sizlere işaret ediyorum:
- Millî Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle “Her Okula Bir Gazi Projesi: Her okul, bulunduğu bölgede yaşayan bir gaziyi veya şehit yakınını ziyaret etsin, onun anılarını kayda alsın. Bu kayıtlar, okul arşivlerinde saklansın ve her yıl düzenlenecek “Tarih ve Hafıza” derslerinde kullanılsın.
- TRT ve yerel televizyonlar iş birliğiyle “Unutulmuş Sesler” Belgesel Serisi: Yaşayan son gazilerimiz, onların çocukları, torunları kamerayla kayda alınsın. Kısa belgeseller, animasyonlar, çizgi filmler üretilerek bu kahramanlık hikâyeleri çocuklarımıza ve gençlerimize sevdirilsin.
- Üniversitelerin tarih, sosyoloji ve iletişim fakülteleri iş birliğiyle “Ulusal Sözlü Tarih Arşivi”: Türkiye’nin dört bir yanındaki akademisyenler ve öğrenciler, yaşayan gazileri ve tanıkları bularak onların anılarını kayda alsın. Bu kayıtlar, merkezi bir dijital arşivde toplansın ve araştırmacıların hizmetine sunulsun.
- Sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimler iş birliğiyle “Mahallemin Gazisi” Projesi: Her mahalle, kendi sınırları içinde yaşayan gazileri tespit etsin, onları ziyaret etsin, ihtiyaçlarını belirlesin, anılarını kayda alsın. Her yıl düzenlenecek törenlerle onlar onurlandırılsın.
- Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle “Türkiye’nin Hafızası: Gaziler ve Tanıklar” Arşivi: Mehmet Ali Cengiz’in bu kitabı, böyle bir arşivin ilk taşıdır. Bakanlık, bu çalışmayı örnek alarak Türkiye genelinde kapsamlı bir sözlü tarih projesi başlatsın.
Bu projelerin hayata geçmesi için devlet dairelerinin, yerel yönetimlerin, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve en önemlisi her birimizin üzerine düşen sorumluluklar vardır. “Unutmayalım ki, bu kahramanlar konuşmazsa, tarih susar. Onlar anlatılmazsa, toprak altında unutulup giderler.”
Son Söz
Mehmet Ali Cengiz’in bu küçük kitabı, aslında dev bir eserin sadece ilk adımıdır. Biz, onun açtığı yoldan yürüyerek, unutulmuş sesleri yeniden duyurmaya devam etmeliyiz. Bu vesileyle, yıllarını bu kutsal göreve adamış olan değerli yazar Mehmet Ali Cengiz’i rahmetle, minnetle anıyoruz. Ruhu şad, mekânı cennet olsun. Onun bıraktığı miras, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında da hafızamızın en parlak köşesinde yerini alacaktır.
Ve siz sevgili okuyucular, sosyal medyada bulacağınız benim paylaştığım bu 11 seriyi indirin, kitapçık haline dönüştürün varsa kütüphanenizin bir köşesine koyun. Bu hikâyeleri çocuklarınıza, torunlarınıza anlatın. Çünkü bu topraklar, bu kahramanlar sayesinde vatandır.
“Gökkubbenin altında yatar, al kan içinde,
Ey yolcu, bu topraklar için can veren erler.
Hakk’ın bu veli kulları taş türbeye girmez;
Gufrana bürünmüş yalınız Fatiha bekler.”
Mehmet Akif ERSOY
Seri Sonu.
Bu metinler, Mehmet Ali Cengiz’in “İstiklâlimize Kan Veren Malatyalılar ‘Pala Çavuş’” adlı eserine sadık kalınarak, onun emeğine saygı gösterilerek ve yeri geldiğinde kişisel duygu ve hatıralar eklenerek hazırlanmıştır. Kahraman gazilerimize ve onların sesini kaydeden yazara minnettarız.
Saygılarımla…